Ozan nedir?

Eski Türklerde şairlere verilen addır. Eski çağlarda toplumda belli bir görevleri vardı. Toplumun din ve sanat işlerini de yönetir, etkili olurlardı. Kırgızlar aynı görevi yerine getiren şairlere «baksı», Altay Türkleri «kam», Yakutlar «oyun», Tonguzlar da «Şaman» demişlerdir. Ozan «kopuz» denen uzun saplı, şiş karınlı, çıngıraklar ve renkli at kuyrukları ile bezenmiş bir saz çalardı. Zıplaya zıplaya oynar, bazen kendinden geçer, ruhlar alemine dalardı. Şiirleri sonradan ağızdan ağza söylenerek, toplumun malı haline gelirdi. Türkler'İn Müslümanlığı kabulünden sonra, ozanların yerini «aşık» ve «saz şairleri» aldı.

Ayrıca  Aşık kelimesinin Emre sözcüğü ile de bağlantılı olduğu Emre sözcüğünün (örneğin, Yunus Emre, Taptuk Emre) Türkçede "Aşık" anlamına geldiği bu kelimenin İmre kavramı ile bağlantılı olduğu kabul edilmektedir. İmre ya da Emre ilaç, ağız, dişilik, anlamaına gelen ve (Em/İm) kelimesinden türeyen bir kelimedir. Anadolu da "imremek" ve "imrenmek" fiilleri bir şeyi çok sevmek, gıpta etmek, aşırı istek duymak anlamlarını taşımaktadır.

ozan

İslami dönemde şekil değiştiren ozan geleneği aşık edebiyatı şekline dönüşürken önceleri dini çerçevede gelişmeye başlamış daha sonra din kışı konulara da yönelmiştir. Dini aşık edebiyatı, Kur’an, Peygamber kıssaları, evliya menkıbeleri gibi kaynaklardan beslenmiş, şeyh, tarikat, tekke ve dervişlik konuları üzerinden giderken din dışı aşıklık geleneği, aşk tabiat, kahramanlık, doğa sevgisi sosyal hayat , üzücü konular, felaketler vb. üzerinde yoğunlaşmıştır.

Dini tasavvufi aşıklara kul, emre, abdal, baba, dede, pir, seyyid gibi adlar da verilmiştir. Din dışı aşıklara ise kimi, ağızlarda aşuh, aşşıh, aşşığ ve aşığ, aşuğ denmiş, ozan kelimesi ile anlamlı olarak kullanılmıştır. Halk ozanları İslamiyet öncesinde ve sonrasında da doğaçlama saz çalıp türkü söyleyen kişilerdir. Kimi aşıklar saz çalmayı da öğrenmiş ve buna telden söyleme denmiş, kimi aşıklar ise saz çalmayıp sadece dilden söylemişlerdir.

Rüyalrında bade içtiklerini söyleyen ozanlara badeli aşıkdenir. Badeli aşıklar rüyalarında bade içen bade içtikten sonra uzak diyardaki bir sevgiliye aşık olan uyandıktasn osnra saz çalma ve şiir söyleme kudretine kavuştuklarını iddia eden aşıklardır. Badeli aşıklar kendilerini Hak aşığı olarak tanıtırlar. Aşıkların bir türü de hikaye, serencam, türkülü kısa hikayeler veya uzun halk hikayeleri de anlatırlar. Bunlara Hikayecei aşık da denilir. Hiklaye de oluşturan aşıklara musannif denmektedir.

Aşık Edebiyatı tekke ve zümre aşıkları Dindışı aşıklar olarak iki kısma ayrılırken söyledikleri şiirlere de farklı adlar verirler Bu farklılık sadece içerikle ilgilidir. Şekil açısından sie aşık edebiyatının tüm şiirleri aynı özellikleri gösterir. Hem dini hem de din dışı aşık şiirinde hece ölçüsü durak, kafiye ayak sitemi, vardır ve tamamen birbirlerine benzer. Dindışı aşıklar söyledikleri şiirlere koşma, güzelleme, varsağı, semai, koçaklama, leb değmez, taşlama, gibi adlar verirler .

Bu türlerin bazıları ezgilerine göre ( semai) bazıları ölçü ve durak sistemlerine göre, bazıları da konularına göre ayrılmışlardır. Dini tasavvufi aşık edebiyatındaki türler ise tarikatlara konulara, içeriklerine  göre değişik adlar alırlar, ilahi, deme, saz, nefes, satranç, hikmet, vb.

Sözlükte "ozan" ne demek?

1. Halk şairi.
2. Şiir yazan, şair.

Cümle içinde kullanımı

Oralarda aşıklar, halkı coşturmak için ozanların kopuzlarını çalıyorlar.
- O. S. Orhon

Ozan kelimesinin ingilizcesi

[Ozan] n. minstrel, poet, wandering minstrel, bard, glee, gleeman, scald, skald

Son eklenenler